Selami Bayraktar | Aile Şirketlerinin Başarı Sırları
Selami Bayraktar
Bir şirketi kurmak zor olabilir. Asıl zor olan ise onu yıllar boyunca büyütmek ve gelecek nesillere aktarabilmektir. Aile şirketlerini diğer işletmelerden ayıran en önemli unsur ise çoğu zaman sermayeden önce ortaya konulan fedakârlık, güven ve ortak gelecek duygusudur.
İş dünyasında başarı denildiğinde akla genellikle büyük sermayeler, güçlü markalar, profesyonel yöneticiler ve kurumsal yapılar gelir.
Oysa Türkiye ekonomisinin önemli bir bölümünü oluşturan aile şirketlerinin hikâyesi çoğu zaman çok daha mütevazı başlar.
Küçük bir dükkân, sınırlı bir sermaye, uzun çalışma saatleri ve aynı hedefe inanan birkaç aile bireyi…
Bugün büyük işletmelere dönüşmüş pek çok şirketin temelinde aslında böyle bir hikâye vardır.
Peki bazı aile şirketleri neden kısa sürede büyürken bazıları ikinci nesli bile göremeden faaliyetlerine son veriyor?
Bunun tek bir cevabı yok.
Ancak başarılı aile şirketlerinin geçmişine baktığımızda bazı ortak özellikler dikkat çekiyor.
Başarının ilk sermayesi: Fedakârlık
Aile şirketlerinin kuruluş dönemindeki en büyük avantajlarından biri, ortaya koydukları yüksek fedakârlıktır.
İşletmenin ilk yıllarında aile bireyleri çoğu zaman “mesai” kavramını ikinci plana bırakır.
Sabah erkenden açılan iş yeri, gece geç saatlere kadar devam eden çalışmalar, hafta sonları yapılan işler…
Gerektiğinde herkes elini taşın altına koyar.
Çünkü ortada yalnızca bir iş yoktur.
Ailenin geleceği vardır.
Bu nedenle aile şirketlerinde işletmenin başarısı ile aile bireylerinin kişisel başarıları arasında güçlü bir bağ oluşur.
Bir aile bireyi gerektiğinde daha az kazanmayı, daha uzun çalışmayı veya kendi ihtiyaçlarını ertelemeyi göze alabilir.
İşte bu yüksek fedakârlık, özellikle kuruluş ve büyüme döneminde aile şirketlerine önemli bir hız kazandırır.
Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir:
Fedakârlık şirketi büyütür; sistem ise şirketi yaşatır.
Birinci neslin gece gündüz çalışarak büyüttüğü şirket, ikinci nesilde aynı fedakârlık yapılmadığında zorlanmaya başlayabilir.
Bu nedenle başarıyı sürdürülebilir hale getirmenin yolu, fedakârlığı zaman içerisinde kurumsal sisteme dönüştürmekten geçer.
Kaynakları daha dikkatli kullanırlar
Aile şirketlerinin önemli avantajlarından biri de kaynak kullanımındaki hassasiyetleridir.
Özellikle işletmenin ilk dönemlerinde para kazanmak kadar, kazanılan parayı korumak da önemlidir.
Gereksiz bir harcama, yanlış bir yatırım veya kötü yönetilen bir nakit akışı küçük bir işletme için ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle aile şirketlerinde genellikle şu sorular daha sık sorulur:
“Gerçekten buna ihtiyacımız var mı?”
“Bu yatırımın bize geri dönüşü ne olacak?”
“Bu gideri daha düşük maliyetle karşılayabilir miyiz?”
Bu yaklaşım, kaynakların etkin ve verimli kullanılmasını sağlar.
Bir başka ifadeyle aile şirketleri çoğu zaman çok parayla değil, sınırlı kaynakları doğru kullanarak büyümeyi öğrenir.
Bu da onları ekonomik dalgalanmalara karşı belirli ölçüde daha dayanıklı hale getirebilir.
Güven: Bilançoda görünmeyen sermaye
Bir aile şirketinin bilançosunda güven diye bir kalem göremezsiniz.
Ama bazen şirketin sahip olduğu en değerli sermaye odur.
Aynı aile içerisinde yıllardır birbirini tanıyan insanların birlikte iş yapması, önemli bir güven avantajı yaratır.
Kimin hangi konuda nasıl hareket edeceği bilinir.
Kriz anında kimin sorumluluk alacağı bellidir.
İşletmenin zor dönemlerinde herkesin aynı gemide olduğu hissi daha güçlüdür.
Bu güven, karar alma süreçlerini de kolaylaştırır.
Fakat burada da ince bir çizgi vardır.
Aile içindeki güven, şirket yönetiminde kuralların yerine geçmemelidir.
Şirket büyüdükçe ortaklık yapısı, görev dağılımı, yetki sınırları, kâr dağıtımı, yeni ortak alınması ve şirketten ayrılma gibi konuların açık şekilde belirlenmesi gerekir.
Çünkü yazılı kuralların olmadığı yerde, bugün sorun olmayan bir konu yarın aile içinde ciddi bir anlaşmazlığa dönüşebilir.
Dolayısıyla kurumsallaşma aile şirketlerinde aile bağlarını zayıflatmak için değil, tam tersine korumak için gereklidir.
Hızlı karar almak büyük avantajdır
Aile şirketlerinin bir başka güçlü tarafı ise karar alma hızıdır.
Büyük kurumsal yapılarda bir kararın alınması bazen uzun toplantılar, raporlar ve onay süreçleri gerektirebilir.
Aile şirketlerinde ise işletmenin sahibi ile yöneticisi çoğu zaman aynı kişidir.
Piyasada önemli bir fırsat ortaya çıktığında karar hızlı alınabilir.
Bir müşteri kaybedildiğinde hemen aksiyon alınabilir.
Maliyetler arttığında yeni bir çözüm üretilebilir.
Kriz dönemlerinde işletmenin yönü kısa sürede değiştirilebilir.
Bu çeviklik, özellikle hızlı değişen sektörlerde önemli bir rekabet avantajıdır.
Fakat hızlı karar almak tek başına yeterli değildir.
Hızlı yanlış karar, yavaş alınmış doğru karardan daha pahalı olabilir.
Bu nedenle şirket büyüdükçe karar mekanizmasının tecrübeyle birlikte veriye, finansal analizlere ve profesyonel görüşlere dayanması gerekir.
Asıl sınav ikinci nesilde başlıyor
Aile şirketlerinin en büyük sınavı çoğu zaman şirketi kurmak değil, ikinci nesle devretmektir.
Birinci nesil şirketi büyük fedakârlıklarla kurar.
İkinci nesil ise hazır bir yapının içerisine gelir.
Birinci nesil yoktan var etmenin zorluğunu bilir.
İkinci nesil ise var olanı büyütmenin sorumluluğunu taşır.
Burada en büyük risk, şirketin başarı kültürünün yeni nesle aktarılamamasıdır.
İlk neslin “Bu şirket için yıllarca çalıştım” demesi kadar, ikinci neslin “Bu şirketi daha ileri nasıl taşıyabilirim?” sorusunu sorması da önemlidir.
İşte sürdürülebilir aile şirketleri burada ayrışır.
Aile ruhu + kurumsallık
Başarılı bir aile şirketinin formülünü tek bir cümleyle anlatmak gerekirse:
Aile ruhunu korurken şirketi kurumsallaştırmak.
Fedakârlık olacak ama sistem de olacak.
Güven olacak ama kurallar da olacak.
Hızlı karar alınacak ama veriler de dikkate alınacak.
Kaynaklar dikkatli kullanılacak ama doğru zamanda yatırım yapmaktan da korkulmayacak.
Çünkü aile şirketlerinin gerçek başarısı sadece bugün para kazanmak değildir.
Asıl başarı, bugün kurulan işletmenin yarın da ayakta kalmasını ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktarılmasını sağlamaktır.
Birinci neslin fedakârlığıyla kurulan,
ikinci neslin vizyonuyla büyüyen,
üçüncü neslin kurumsal yapıyla sürdürebildiği şirketler…
İşte gerçek aile şirketi başarısı budur.
Çünkü bir şirketin büyüklüğü, yalnızca cirosuyla değil; kaç nesil boyunca aynı değerleri koruyarak ayakta kalabildiğiyle de ölçülür.
Selami Bayraktar | SMMM Aile Şirketleri ve Kurumsal Yönetim Uzmanı
